Denizyıldızı
Yeni romanına başlamak için kendini okyanus sahillerine atan bir yazar, sabaha karşı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca, gen bir adamın sahile vuran denizyıldızlarını okyanusa attığını fark eder. Genç adama yaklaşır:
- Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun?
Padişahın İşi Ne?
Sultan Murat Han o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:
- Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var?
- Akşam garip bir rüya gördüm.
Büyüklerimizden Böyle Öğrendik
Temel boğulmak üzere olan bir adamı görünce hemen denize atlamış ve adamı kurtarmış. Karaya çıkınca da adamı tuttuğu gibi tekrar denize atmış. Bu durumu gören Dursun sormuş: "Uşağum ne yapıyorsun?" diye. Temel de kendince açıklamış:
- Biz büyüklerimizden böyle öğrendik. İyilik yap denize at, balık bilmezse Halik bilir!...
İpsiz Sapsız Olmak
Anadolu'dan İstanbul'a para kazanmaya gelen insanlar her zaman olmuştur. Uzun zaman önce bu insanlardan fakir olanlar geçimlerini hamallık yaparak sağlarlarmış. Hamallık yapabilmek için ise kalın bir ipe sahip olmak lazımmış. Bir kalın ipe bile sahip olmayanlar ise hakir görülüp, "ipsiz" diye anılırlarmış.
İşte "ipsiz sapsız" deyimi buradan doğmaktaymış.
Sadece İyilik
Yaşlı adam, bir gün, tanıdığı genç ve güzel bir kızla karşılaşmış ve hal hatır sormak için:
- Nasılsın kızım, durumlar nasıl, ne var ne yok? demiş.
Genç kız:
- İyilik güzellik efendim sizi sormalı?
Yaşlı adam:
- Vallahi bizden yalnız iyilik!
