Dalkavuk Arayan Padişah
Bir zamanlar bir padişah can sıkıntısından kurtulmak için dalkavuk aramaya başlamış. Ama sıradan bir dalkavuk değil, ülkenin en iyi dalkavuğunu arıyormuş. Dört bir yana haber salınmış. Ülkenin çeşitli yerlerinden yüzlerce kişi padişahın dalkavuğu olmaya talip olmuş.
Hakim Baba Çok Yaşa
Mahkeme salonu tam bir curcuna yerine dönmek üzereydi ki hakim gürledi:
- Tek kelime daha eden olursa evine yollarım!
Tutuklu sanık ayağa kalkıp alkışlamaya ve tezahürata başladı:
- Hakim baba çok yaşa!... Hakim baba çok yaşa!...
Gül Yaprağı
Uzakdoğu'da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı, kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda ne vurulacak bir tokmak ne çalınacak bir zil vardı.
Sezar ve Çakmak
Kleopatra bir gün Sezar'a bir çakmak hediye etmiş. Hediye Kleopatra'dan gelince Sezar için öyle değerliymiş ki; Sezar, çakmağı yanından hiç ayırmıyormuş. Sezar bir gün hamama gitmiş. Girerken çakmağı kıyafetlerinin arasına bırakmış. Sezar hamamdan çıkarken bakmış ki; çakmak kıyafetleri arasında değil. Telaşla çakmağı aramaya başlamış. Bu sırada karşıdan Brutus'un geldiğini görmüş. Sezar, Brutus'un yanına giderek sormuş:
Tahir ile Zühre
Geçmiş zamanlarda zengin ve şöhretli bir padişah vardır. Malı, mülkü, askeri kısaca her şeyi vardır. Ancak çocuğu olmamaktadır. Nice hekimler, büyücüler padişahın bu derdine bir derman bulamamışlardır. Gel zaman git zaman derdine derman bulamayan padişah kendisini eğlenceye verip, yaptırdığı bir bahçeye gidip gelmeye başlar.
