Kıssadan Hisse
Bir Parmak Fark
Günün birinde vezir padişah ile samimiyetine güvenerek; padişahın neşeli bir zamanında sorar:
- Hünkarım, bildiğiniz üzere sürekli yanınızdayım ve her konuda size yardımda bulunmaktayım. Akıllıca düşünmek ve sorunlara çözüm bulma konusunda da sizden aşağı kalır yanım yok! Lakin siz padişahsınız ben ise vezirinizim. Aramızda ne fark var?
Bu soru üzerine padişah, işaret parmağını uzatmasını istemiş; kendi de işaret parmağını vezire uzatmış. Vezire "Isır!" demiş, kendisi de vezirin parmağını ısırmaya başlamış. Bir müddet cebelleşmeden sonra vezir, başmış figanı. Bunun üzerine padişah vezire dönüp:
- Eğer sen feryat etmesen, ben de takatimin sonunda idim. Ama sen feryat ettiğine göre ben demek ki senden daha dayanıklıyım.
Demiş ve eklemiş:
- Bırak da aramızda bir parmak fark olsun!
Terbiye Yaratılışa Bağlıdır
Hükümdarlardan biri vezirine, oğlunun hocasıyla ilgili yakınıyordu:
- Ben oğlum ilim öğrensin istiyorum... Benim yerime iyi bir hükümdar olsun... Ama o devamlı müzikle, sazla, sözle uğraşıyor... Zannımca hocası onu, vasfına yakışır şekilde yetişmesi yönünde destekleyemiyor.
Padişahın İşi Ne?
Sultan Murat Han o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:
- Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var?
- Akşam garip bir rüya gördüm.
Dalkavuk Arayan Padişah
Bir zamanlar bir padişah can sıkıntısından kurtulmak için dalkavuk aramaya başlamış. Ama sıradan bir dalkavuk değil, ülkenin en iyi dalkavuğunu arıyormuş. Dört bir yana haber salınmış. Ülkenin çeşitli yerlerinden yüzlerce kişi padişahın dalkavuğu olmaya talip olmuş.
