telefon

Temel ile Dursun İngiltere'ye gitmişler. Gezerlerken de İngiltere'nin şu meşhur iki katlı otobüslerinden birine binmişler. Temel hemen üst kata çıkmış, Dursun da alt katta bir yere geçmiş. Biraz dolaştıktan sonra Temel sıkılıp, cep telefonunu çıkartmış alt kattaki Dursun'u aramış:

- Alo Dursun. Orada durumlar nasıl?

Dursun:

- Temel haçan bizim şoför uyumuş, otobüs kendi kendine gidiyor...

Temel:

- O da bir şey mi Dursun? Bizim katta şoför bile yok!...

Oy ver:
loading
4.5(11 oy)

- Alo buyrun?

- Hüsamettin orada mı?

- Hüsaaamettin... Hayır daha gelmedi.

- Ne zaman gelir?

- Orasını ben bilemem... Allah bilir.

- Afedersiniz orası neresi?

- Karacaahmet mezarlığı!...

Oy ver:
loading
4(153 oy)

Bey, telefonu açıp seslendi:

- Alo... Doktor Bey, bizim oğlan kızamık.

- Biliyorum, dedi doktor, dün sizin eve girip gerekli şeyleri söyledim, kendisini kimseyle temas ettirmeyin ve...

- Ama doktor bey, oğlan hizmetçiyi öpmüş bir kere...

- Ya bu fena iste... Öyleyse hizmetçiyi de karantinaya almalı.

- Doktor bey, bir şey daha var, sonra hizmetçiyi bende öptüm...

- O... İsler çatallaştı, hastalık herhalde size de bulaşmış olmalı.

- Ya... Sonra ben karımı öptüm...

- Ne diyorsun be?... Öyleyse ben de kızamık olacağım!...

Oy ver:
loading
5(4 oy)

Papaz kilisenin kapısına şöyle bir levha asmış:

"Günahtan yorulduysan içeri gir!"

Bir süre sonra birileri gizlice, levhadaki yazının altına ruj ile şu satırları yazmış:

"Yorulmadıysan 123 45 67'yi ara..."

Oy ver:
loading
3(25 oy)

İki kuş bir iletişim hattında güneşin bakışını seyrediyorlarmış. Erkek kuş bir türlü yerinde duramıyormuş. Dişi dayanamamış sormuş:

- Havasından mıdır? Suyundan mıdır? Bilemiyorum, ne zaman buraya gelsek sana hayır diyemiyorum.

Erkek kuş içinden kıs kıs gülmüş:

- Bu 900'lü hatlar da olmasaydı, evet diyeceğin yoktu zaten.

Oy ver:
loading
3.5(10 oy)

Sayfalar