Fıkralar

Fıkra; çeşitli ortamlarda, gülme-güldürme amaçlı anlatılan, kısa hikalerdir.

Ruh çağırmaya düşkün ve ölümden sonra yeniden dirilişe inanan iki sevgili, birbirlerine söz vermişlerdi. Hangisi önce ölürse, öteki tarafından çağrıldığında hemen gelecek kendisine sorulan her soruyu doğru olarak yanıtlayacaktı. John öldükten birkaç ay sonra sevgilisi Martha, birbirlerine verdikleri bu sözü anımsadı ve John'un ruhunu çağırdı, onunla konuşmaya başladı: "Birbirimize verdiğimiz sözü anımsıyorsun değil mi, John?" dedi, "Bana oralar hakkında biraz bilgi vereceksin, değil mi?". John tane tane anlatmaya başladı:

Oy ver:
loading
4.5(7 oy)

Küçük kız, o gün başından geçen olayı annesine anlatıyordu:

- Anneciğim, bugün okuldan dönerken otobüs birden bire fren yapınca bir kız yere yuvarlandı. Otobüste bulunan bütün arkadaşlar güldü ama ben gülmedim...

- Aferin kızım, çok iyi etmişsin! Düşen çocuğu tanıyor muydun?

- Bendim anne!...

Oy ver:
loading
4(21 oy)

Sosyetik sarışın, arkadaşlarına demiş; "Miami'ye gideceğim". Arkadaşları da demişler ki:

- Florida timsah cennetidir, timsah orada çok ucuzdur.

Banu bir timsah ayakkabı almak için hemen ilk dükkana dalmış. Seçmiş. Fiyat? Ateş pahası... Öbür dükkan... Ateş pahası... Tepesi atmış bizim sarışının... Tezgâhtara bağırmış:

- Şimdi gider, kendime bir timsah avlarım. O zaman daha uygun bir fiyatla timsah ayakkabım olur.

Oy ver:
loading
2(5 oy)

Timur bir gün yanına Hoca'yı da alarak Aksehir'in Meydan Hamamına gider. Soyunup peştemallara sarınıp sıcak bölüme gecerler. Göbek taşında oturup bir yandan sohbet ederken bir taraftan terlerler. Derken, Timur Hoca'ya sorar:

- Hoca sen bir deryasın! Kıymet biçmesini bilirsin! Şu halimle ben kaç para ederim?...

Hoca:

- On akçe! der.

Kendisine bu kadar az kıymet biçilmesi Timur'u küplere bindirir.

- Bre gafil sen bana nasıl on akce ettiğimi söylersin? Sadece üstümdeki peştemal bile on akçe eder!

Nasreddin Hoca boynunu bukerek;

Oy ver:
loading
4(10 oy)

Palavracının biri başına topladığı üç beş cahile karşı övünüp duruyormuş:

- İşte ben güçlü ve maharetli bir adamım! Evet, ben Halep'te bulunduğum sıralarda altmış arşın uzağa atlamış bir kimseyim!..

Nasreddin Hoca da bu sırada oradan geçiyormuş. Palavracının yanına yaklaşıp:

- Yaa! demiş. Demek sen altmış arşın atlarsın? Haydi atla da görelim!

Adam hık mık etmiş:

- Ama... demiş. Ben Halep'te atlamıştım!

Hoca kızmış:

- Canım! demiş. Halep oradaysa arşın burada!

Oy ver:
loading
4(5 oy)

Sayfalar