Temel yağmurlu havada elinde şemsiyeyle gidiyormuş ama elindeki şemsiyenin ortasında bir delik olduğundan ıslanmaktan kurtulamıyormuş. Temel'in bu halini gören Dursun seslenmiş:
- Ha uşağum, eline sağlam pi şemsiye alaydun ya! Boyle yağmurda ıslanmazidun.
- Haçan olur mi? O teluği pen teldum. Yoksa yağmurun turduğuni nasil anlayacakidum?...
Bir gün İngiliz, Fransız ve Türk askerleri bir hazine bulurlar. Hazineyi paylaşmak için işe koyulurlar. İngiliz başlar; 1 sana, 1 sana, 3 bana. Fransız sen haksızlık yapıyorsun deyip altınları İngilizin elinden alır. Bu kez Fransız başlar dağıtmaya; 1 sana, 1 sana, 5 bana. Ardından Türk çok sinirlenir ve cebinden çıkardığı silahla İngiliz ve Fransıza derki ki:
Yaşlıca, bir hanıma bir türlü teşhis konulamıyor. Kadıncağız yirmi sekiz gündür Üniversite hastanesinde yatmakta ve hiç bir sonuç yok. Belki dikkatinizi çekmiştir, üniversite hastahanelerinde garip bir hiyerarşi vardır. Profesörler başta, arkasında Doçentler, sonrasında baş asistanlar ve bir iki parlak öğrenci üçgen düzende vizitlere nerdeyse uçarak giderler. Yine böyle bir gün ve tüm kadro hastanın başında. Profesör sorar: "Radyolojik tetkikler?". Hemen filmler ışıklı panoya yerleştirilir. Sert ve kararlı bir ses:"EKG?". Derhal hocanın önüne serilir. "Eforlusu?" O da hemen açılır hocanın önüne. "Laboratuvar tetkikleri?". Her şey önceden hazırlanmıştır. Teşhis hakkında devamını oku »