Fıkralar

Fıkra; çeşitli ortamlarda, gülme-güldürme amaçlı anlatılan, kısa hikalerdir.

Bir kadın bir iş görüşmesine gitmiş. Görüşme sırasında insan kaynakları görevlisi sormuş:

- Medeni haliniz nedir?

Kadın anlatmış:

- Dulum. Kocam beş yıl önce vefat etti.

Görevli:

- Çocuğunuz var mı?

Kadın:

- Evet var iki tane. Biri on diğeri iki yaşında.

Oy ver:
loading
3(23 oy)

İskoçlar'ın cimrilikleri dünyaca meşhurdur. İskoçyalı'nın biri, İskoçya'nın küçük bir kasabasında tiyatro işletiyormuş. Ama yeterince seyirci gelmediği için her akşam zarar ediyormuş. Seyirci çekmek için kampanya yapmaya karar vermiş. Bilet fiyatını düşürmüş ama seyirci sayısı pek değişmemiş. Ne yapsam diye düşünürken aklına bir fikir gelmiş.

Oy ver:
loading
4(16 oy)

Fizik dersinde öğretmen öğrencilerden birini kaldırıp sormuş:

Öğretmen: - Otobüstesin hava çok sıcak ne yaparsın?

Öğrenci: - Camı açarım hocam!

Öğretmen: - Söyle giren havanın sürtünme katsayısını?

Öğrenci: - Bilmiyorum hocam!

Öğretmen: - Otur sıfır!

Bu böyle bir değil iki değil bütün sınıfta sürmüş herkes dökülüyor... Öğretmen bir öğrenciyi daha kaldırmış:

Öğretmen: - Oğlum otobüstesin çok sıcak ne yaparsın?

Öğrenci: - Ceketimi çıkarırım.

Öğretmen: - Ama oğlum çok sıcak...

Öğrenci: - Gömleğimi çıkarırım...

Oy ver:
loading
3.5(10 oy)

Bir sarışın, bir kızıl ve bir esmer kız yanmakta olan bir binanın çatısında mahsur kalmışlar. İtfaiye hemen olay mahaline gelmiş, gerekli cihazları cıkarmışlar. Çatıdan atlayanları tutmak için yanlarında getirdikleri çarşafı tuttuktan sonra çatıya doğru seslenmişler:

- Atla... Bu tek sansımız!

Esmer olan kız çatının kenarına kadar gelmiş ve kendisini aşağıya bırakmış. Tam çarşafa gelirken, itfaiyeciler birden çarşafı kenara çekmişler. Esmer kız domates salçası gibi yere yapışmış. İtfaiyeciler tekrar çatıya seslenmişler:

- Hadi atla! Yoksa kurtulamayacaksın!

Oy ver:
loading
4(7 oy)

Bir gün Hoca, yol üstü bir hana inmiş. Nuh Nebi’den mi kalmış, Kalubela’dan mı? Her ne ise… Her tarafı delik deşik olmuş; adeta çökmeye bir başı kalmış. Hoca’nın yüreğine bir korkudur düşmüş ama ne desin? Nihayet bir söz arasında:

- Yahu, bu senin tavan da ne kadar gıcırdıyor be, beşik mi mübarek? diyecek olmuş...

Ama hancı baba hiç oralı olmamış; sözü şakaya boğarak:

- Ağzını hayra aç Hoca, bu gıcırtı beşik gıcırtısı değil; tavan tahtaları Hakk Teala’ya tespih çekiyor! demiş.

Hoca’nın közü küllenir mi? Gözlerini hancının gözüne dikerek:

Oy ver:
loading
4(40 oy)

Sayfalar