Fıkralar

Fıkra; çeşitli ortamlarda, gülme-güldürme amaçlı anlatılan, kısa hikalerdir.

Yaşlı kadın geminin güvertesinde denizi seyrediyormuş. Hava çok rüzgarlıymış ve şapkası uçmasın diye iki eliyle sıkı sıkı tutuyormuş... Derken bir genç adam teyzemize yaklaşmış:

- Hanımefendi, kabalık etmek istemem ama rüzgardan eteğinizin havalandığını bilmeniz gerek diye düşündüm...

Teyze hiç oralı olmamış:

- Evet ama ne yapabilirim, bu şapkayı iki elimle ancak tutabiliyorum, yoksa bırakayım uçsun mu?

- Ama hanımefendi ben demek istedim ki eteğiniz havalandıkça bazı yerleriniz görünüyor!!!

Teyzemiz adama şöyle bir bakmış ve gülümsemiş:

Oy ver:
loading
3.5(8 oy)

Amerikalı bir turist bulduğu rehberiyle beraber Avustralya'yı gezmektedir. Rehber ve Amerikalı büyük bir çiftliğe gelirler. Amerikalı ileride otlayan koyunları fark ederek rehbere:

- Bunlar nedir? diye sorar.

Rehber:

- Koyun!

Amerikalı:

- Yapma yahu, bizde koyunlar bunların iki üç katıdır.

Diyerek alaylı bir biçimde güler. Biraz daha ilerlerler ve otlayan inekleri görürler. Amerikalı yine sorar:

- Bunlar nedir?

Rehber: "İnek" diye yanıtlar. Amerikalı yine gülerek:

Oy ver:
loading
3.5(10 oy)

Nasreddin Hoca Akşehir'de kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi öteden beri cimriliği ile tanınmış bir aşçı, diğeri de boynu bükük bir fakir. Aşçı sözü almış:

- Hocam! demiş; ben bu adamdan davacıyım. Dükkanın önünde fasulye pişiriyordum. Tencerenin kenarından buğusu çıkıyordu yemeğin. Bu adam elinde somunla geldi. Kopardığı lokmaları yemeğin buğusuna tutup başladı atıştırmaya. Nihayet koca bir ekmeği bitirdi. Ondan fasulye buğusunun parasını istedim, vermedi.

Nasreddin Hoca anlatılanları dikkatlice dinledikten sonra fakire dönüp:

- Doğru mu bunlar? diye sormuş.

- Evet, demiş fakir adam.

- Öyleyse para kesesini çıkar bakalım.

Oy ver:
loading
3(22 oy)

Temel hayattan hiç zevk almıyormuş her akşam başka bir barda sabahlara kadar içip eğlenmeye çalışıyormuş. Bir gün yine eğlenecek bir yer ararken; bir arkadaşı "Sarı Bar" diye bir yer önermiş. Temel akşam Sarı Bar'a gitmiş. Her akşam gittiği mekanlardan hiç farkı yokmuş. Eğlenecek bir şey bulamayınca yine sünger gibi içmeye başlamış.

Oy ver:
loading
4(30 oy)

Bir gün yeni açılan eczaneye bir adan gelmiş ve sormuş:

- Tavuk var mı?

Eczacı da:

- Yok efendim! demiş.

Adam ertesi gün yine gelmiş... Ondan sonraki gün de... Ondan sonraki gün de... Bir gün eczacı dayanamamış:

- Efendim burası eczane burada tavuk bulunmaz, diye çıkışmış.

Adam da altta kalmamış:

- E kardeşim madem tavuk yok; vitrine yaz o zaman tavuk yok diye! demiş.

Oy ver:
loading
3(8 oy)

Sayfalar