Fıkralar

Fıkra; çeşitli ortamlarda, gülme-güldürme amaçlı anlatılan, kısa hikalerdir.

Amerika'da küçük bir kasabada tenha bir kulüp... Hayli çarpıcı bir sarışın bara doğru yaklaşır ve barmene doğru eğilir... Barmen hemen karşılık verir, o da eğilir barın üzerinden sarışına doğru... Sarışının hareketleri de, sesi de iç gıcıklayıcıdır... Elini uzatır, parmaklarını barmenin sakallarının içine sokarken konuşur:

- Buranın yöneticisi sen misin?

Sarışın, barmenin yüzünü iki eli ile okşarken adam yanıt verir:

- Pek sayılmam.

Kadın ellerini barmenin sakallarından saçlarına kaydırırken gene kısık sesle:

Oy ver:
loading
4(4 oy)

Ünlü bir otomobil fabrikasının sahibinin en büyk zevki şehrin dışındaki evine sürat yaparak gidip gelmesiymiş. Buna kancayı takan bir trafik polisi her gün aynı yerde arabanın peşine motoruyla takılıp ceza yazıyormuş. Bunu gurur meselesi yapan fabrika sahibi bir gün mühendislerini toplamış:

- Bana öyle bir araba yapacaksınız ki düğmeye bastığım anda süratim bir saniyede iki katına çıkacak. Yoksa sizi kovuyorum, demiş.

Oy ver:
loading
3.5(12 oy)

Bunalıma giren rahip, ruh doktoruna gitti. Doktor, uzun uzun dinledi ve tedaviyi söyledi:

- Birkaç gün için üzerinden bu elbiseleri çıkar... Alelade insanlar gibi giyin. Büyük şehre git. Keyfince yaşa...

Rahip atladı gitti Londra'ya. Güzel yemekler yedi, güzel filmler, müzikaller izledi. Sonunda bir gece bir topless bara uğradı. Masanın başına bikinisinin sadece altı olan bir harika sarışın geldi.

- Ne içersiniz peder?

Rahip panikledi:

- Nereden anladınız? diye sordu, telas icinde...

Oy ver:
loading
1.5(2 oy)

Aksak Timur, Hoca'nın köyüne uğrar. Köylü, padişahı layıkıyla ağırlar. Padişah da giderken bu konukseverliğe karşılık:

- Köyünüze bir fil hediyem olsun! der ve gider.

Fil bu zamanla bağ bahçe koymaz her yanı talan eder. Köylü ne yapsın? Çaresiz, padişahın hediyesi diye ses çıkaramaz. Hoca'ya, hocam perişan olduk bizi kurtar, biz bu file bir şey yapsak padişah kellemizi alır derler. Hoca:

- Benimle gelin padişaha durumu arz edeyim! der.

Oy ver:
loading
4(20 oy)

Karanlık ve ıssız parkta devriye gezen polis memuru bir ağacın altında park etmiş olan arabayı görür ve sessizce yaklaşır. Ancak bu kez alışmış olduğu manzara ile karşılaşmaz. Gerçi, çoğu zaman olduğu gibi; arabada genç bir kız ve oğlan vardır. Ancak polisin düşündüğü şeyi yapmamaktadırlar. Oğlan ay ışığında gazete okumaya çalışmakta; kız ise örgü örmektedir. Düşündüklerinden dolayı utanan polis memuru, muhabbet olsun diye cama vurur ve bir sohebt konusu açar:

- Gençler, ne güzel bir gece, değil mi? Siz de ne güzel, iki kardeş oturuyorsunuz.

- Evet polis bey... Gerçekten güzel bi gece ama biz kardeş değiliz ki!

Oy ver:
loading
3.5(11 oy)

Sayfalar