Fıkralar

Fıkra; çeşitli ortamlarda, gülme-güldürme amaçlı anlatılan, kısa hikalerdir.

Bir gün sınıfta öğretmen Olcay'a sormuş:

- Oğlum Olcay bir gemin var ve o geminle bir gün denize açılıyorsun ve tam denizin ortasındayken birden bir fırtına kopuyor. Ne yaparsın?

- Demir atarım öğretmenim.

- Peki onu atlatıyorsun ama ardından bir fırtına daha kopuyor. Ne yaparsın?

- Yine demir atarım öğretmenim.

Öğretmen ısrarlı.

- Ya bir tanesi daha çıksa ne yaparsın?

- Tekrar demir atarım!

En sonunda öğretmen dayanamayarak sorar:

- Oğlum sen bu kadar demiri nereden buluyorsun?

Oy ver:
loading
5(1 oy)

Anne sivrisinek yavrularına hayatı anlatıyordu:

- Bakın yavrularım, dedi. Şu gördüğünüz bir örümcek ağıdır. Şu köşedeki de sinsi, kurnaz, acımasız bir örümcektir. Şimdi pusuda ağına böceklerin takılmasını bekliyor. Eğer ağına takılırsanız sizi yavaş yavaş yer. Çok acımasızdır.

O sırada gök gürültüsü misali bir kükreme duyuldu. Yavru sivrisinekler korku içinde annelerine sarıldılar. Anneleri onları teskin etti:

- Çocuklarım, korkmanıza hiç gerek yok! Bu sesini duyduğunuz aslandır. Çok uysal ve zararsız bir hayvandır!...

Oy ver:
loading
4(67 oy)

Bir bankanın zirai krediler bölümünde çalışan bir ziraat mühendisi, zirai kredi başvurularını yerinde incelemek için bir köye iş ziyaretinde bulunur. Akşam hava kararmak üzereyken köyden ayrılır. Yarı yolda arabası arızalanır ve inip baktığında tamirinin mümkün olmadığını görür. Bu gece burada bir başıma ne yapacağım diye kaygılanırken ileride bir ev olduğunu ve ışığının yandığını görür. Eve giderek kapıyı çalar. Kapıyı genç ve oldukça güzel bir bayan açar. Ve bayan şöyle der:

Oy ver:
loading
4(5 oy)

Görme engelli bir adam, bara gitmiş. Biraz içtikten sonra barmene sormuş:

- Hey barmen! Bir sarışın fıkrası duymak istermisin?

Bar birden tamamen sessizleşmiş. Görme engelli adamın yanındaki fısıltı ile ona:

Oy ver:
loading
2.5(4 oy)

İki Alman; Karl ve Hans, Türkler'in neden bu kadar rakıya düşkün olduklarını ve içerken ne hissettiklerini merak etmektedirler. Konuyu araştırmak için İstanbul'a gelirler. Bir meyhane seçerek içeri girerler. Acemice etrafa bakındıktan sonra bir masaya oturarak yan masadakilerin söylediklerinin aynısını sipariş edip başlarlar mezeler eşliğinde içmeye... İlk kadehler bittikten sonra Hans, Karl'a sorar:

- Ne hissediyorsun?

- Daha bir şey anlamadım. Devam edelim.

İkinci kadehten sonra Karl, Hans'a:

- Nasıl gidiyor. Değişiklik var mı?

Oy ver:
loading
2.5(3 oy)

Sayfalar