Fıkralar

Fıkra; çeşitli ortamlarda, gülme-güldürme amaçlı anlatılan, kısa hikalerdir.

Bir gün Viyana'da Avusturyalı bir adam bir Türk'ün kullandığı taksiye binmiş. Bir dört yol ağzında kırmızı ışık yanıyorken Türk taksici aldırmamış gazlamış. Avusturyalı şaşkın şaşkın sormuş:

- E kırmızı ışık yanıyordu niye geçtin?

Bizimki demiş:

- Ben Türk'üm biz kırmızı ışıkta geçmekten korkmayız.

Oy ver:
loading
3.5(7 oy)

İki adam ölür. Cennete mi yoksa cehenneme mi gideceklerine karar verememişler. Cennetten sürekli bağırma ve haykırma sesleri geliyormuş. Cennetteki meleklerden birine sormuşlar: "İçerde ne oluyor?". Melek de onlara: "İçerde kanat takmak için delik açıyorlar…" demiş. Adamlardan biri diğer adama: "Ben cehenneme gidiyorum!" demiş. Diğer adam: "Neden cennete gitmiyorsun da cehenneme gidiyorsun?" diye sormuş. Adam:

- Cennette kanat takmak için delik açıyorlar ama cehennemde kuyruk takmak için delik açmalarına gerek yok! Çünkü onun, zaten yeri hazır!...

Oy ver:
loading
4(65 oy)

Yıllar önce İngiltere'de erler şemsiye kullanmazmış. Şemsiye taşıma hakkı sadece subaylara tanınıyormuş. O yıllarda bir gün genç teğmenlerden biri, koltuğunun altında bir şemsiye ile hızlı hızlı yürüyen eri görünce, beyninden vurulmuşa dönmüş. Eri çağırarak:

- Bu ne küstahlık, demiş.

Ve şemsiyeyi aldığı gibi dizinde iki parça etmiş.

- Bu sana bir ders olsun, bir daha böyle küstahlıklar yapma!

Neye uğradığını anlamayan er: "Başüstüne!" diyerek selamı çakmış ve şöyle sormuş:

Oy ver:
loading
4.5(2 oy)

Oğlan, babasının sevinçli olduğu bir zamanda yanına giderek:

- Baba ben erkeklerden hoşlanıyorum!

Baba biraz duraksasa da gayet anlayışla:

- Bu senin kendi tercihindir oğlum. Sen benim evladımsın.

Abisinin aldığı tepkiden cesaretle, küçük oğlan atılıyor:

- Baba ben de erkeklerden hoşlanıyorum.

Oy ver:
loading
4(8 oy)

Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti. Ne yapsa makbule geçmiyor, basın hergün kendisiyle uğraşıyordu. Nihayet; "Öyle bir şey yapayım ki, gazeteciler mat olsun" diye düşündü ve ilan etti:

- Pazar günü saat 10'da denizin üzerinden yürüyerek geçeceğim.

Pazar sabahı saat 10'da tüm basın mensupları toplandılar orada. Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı. Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti. Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı. Fakat ertesi günü tüm gazetelerde şu başlık okundu:

"Bakan yüzme bilmiyor!..."

Oy ver:
loading
3.5(21 oy)

Sayfalar