Kısa Fıkralar

Acemi er, levazım başçavuşuna yakınır:

- Başçavuşum, bize yemekte ördek böreği verdiler. Yemin ederim ki, içinde bir gram bile ördek eti yoktu. "O halde..." der ve devam eder başçavuş:

- Sen hiç asker bisküvisi yedin mi?

- Şey... Evet!... Yedim! Başçavuşum!

- İçinden hiç asker çıktı mı, ulan?

Oy ver:
loading
2(1 oy)

- Bu sabah sokakta bir kadını zorla öpmekten yargılandım.

- Ne oldu sonuç?

- Hiç sorma! Yargıç öptüğüm kadını görünce ayrıca aşırı sarhoşluktan da ceza verdi bana...

Oy ver:
loading
1.5(4 oy)

Abdülhak Hamit’in evindeki sohbette, konu gençlik ve ihtiyarlıktan açılır. Yaşı geçmiş bir hanım, Abdülhak Hamit’e döner ve:

- Efendim, gönül kocamaz! der.

Abdülhak Hamit cevap verir:

- Kocamaz efendim ama kocamış bir vücut içinde oturmak da istemez!

Oy ver:
loading
1.5(2 oy)

Kayserili'nin biri trende gidiyormuş. Karşısına da bir İstanbullu oturmuş. Tabii bizim Kayserili sucuk, pastırma, ekmek takılıyor. Bir ara:

- Kardaş, sen de yir misin? diye sorunca...

İstanbullu:

- Yok sağol! Benim hemoroidim var, diye yanıtlar.

Kayserili de:

- Olsun önce pastırma ye sonra onu da yersin.

Oy ver:
loading
1.5(2 oy)

Bir konfeksiyon atölyesi 15-16 yaşlarında yetiştirilmek üzere, eleman arıyordu... Selim Bey de kızının böyle bir işe başlamasını istiyordu. Kızını konfeksiyon atölyesine götürdü. Patronla görüşmek istediğini söyledi. Selim Bey’in kızı çok güzel ve etine dolgundu... Selim Bey, atölyenin patronuna:

- Kızımın burada çalışmasını istiyorum! Eti benim kemiği senin, dedi.

Patron:

- Tamam olur, dedi. Ancak, bir şartla... Eti benim, kemiği senin olacak!...

Oy ver:
loading
1.5(2 oy)

Sayfalar