Kısa Fıkralar

İngiliz generali, çok genç bir subay olan oğlunu yanında yaver olarak almıştı. General oğlunu, yaşlı bir albaya emrini iletmesi için görevlendirildi. Genç subay, albayın yanına gittiğinde, biraz da acemilikle...

- Babam birliğinizi şu karşıki tepenin yamaçlarına çekmenizi söylüyor, efendim!

Oldukça şaşıran albay:

- Demek öyle söylüyor! Peki anneniz ne diyor?!...

Oy ver:
loading
1(1 oy)

Kaldırıldığı acil serviste günlerdir ağzına adam gibi bir şey koyamayan adamcağızı doktor tetkik etmeye gelir, sorar:

- Kaç gündür perhizdesin?

- On günü geçti doktor bey...

- Canın ne yemekler çekmiştir kim bilir, söyle bakalım balık sever misin?

Adamın gözleri parlar:

- Sevmem mi doktor bey!

- İyi o zaman, bunu seveceksin. Hemşire hanım! Bu beye perhiz yemeklerinden sonra bir kaşık da balık yağı verilecek!

Oy ver:
loading
3(2 oy)

Küçük Ayhan'la Mine konuşuyorlardı:

- Nehirler nereye dökülür.

- Denize, tabii.

- Hepsi mi?

- Evet.

- Öyleyse deniz neden taşmıyor?

- Tabii taşmaz. Denizin dibi sünger dolu. Suyu onlar çekiyor.

Oy ver:
loading
4.5(11 oy)

Temel dahiliye uzmanına derdini anlatıyormuş:

- Zaman zaman öksürüyorum!

- Ne zamanlar öksürüyorsunuz?

- Tuvalette iken, kapıyı tıklattıkları zaman!...

Oy ver:
loading
4(4 oy)

Bir gün İngiliz, Fransız ve Türk askerleri bir hazine bulurlar. Hazineyi paylaşmak için işe koyulurlar. İngiliz başlar; 1 sana, 1 sana, 3 bana. Fransız sen haksızlık yapıyorsun deyip altınları İngilizin elinden alır. Bu kez Fransız başlar dağıtmaya; 1 sana, 1 sana, 5 bana. Ardından Türk çok sinirlenir ve cebinden çıkardığı silahla İngiliz ve Fransıza derki ki:

- 1 sana, 1 sana, hepsi bana...

Oy ver:
loading
4(4 oy)

Sayfalar