Küçük kayseriliye öğretmeni sormuş:
- Altı kere altı?
- Otuz dokuz.
- Otur, sıfır.
Arkadaşı sorar:
- Bildiğin halde neden otuz dokuz dedin?
- Pazarlık edecektim, anlamadı...
Huzurevinin bahçesinde iki tonton yaşlı adam bir banka oturmuş laflıyorlar:
- Aaah... Ah! yaş oldu 73, elim ayağım tutmuyor, her tarafım ağrıyor. Benle aynı yaşta değil misin ya sen kendini nasıl hissediyorsun?
- Yeni doğmuş bir bebek gibi!
- Aa? Nasıl yani?
- Kafada saç yok, ağızda diş yok, galiba az önce de altıma yaptım!...
Terfi edeceğini öğrenen Fransız albay, sevinçle eve gelir ve durumu karısına şaka yollu bildirir:
- Sevgilim, aybaşından itibaren bir albayla değil bir generalle yatağa gireceksin!
Karısı biraz duraksayarak cevap verir:
- Peki öyle olsun... Ama merak ettim, acaba o mu buraya gelecek yoksa ben mi onun evine gideceğim?
Hasta dahiliye uzmanına gider. Doktor hastayı soyar ve sadece dinleme aletiyle dinleyerek:
- Nefes al... Bırak... Nefes al... Bırak... Diyerek muayeneyi tamamlar.
Hasta parayı çıkarır doktora uzatır:
- Kokla... Bırak... Kokla... Bırak...
Temel satılık papağanları inceliyormuş. En pahalı papağanın önünde durup satıcıya sormuş:
- Bu neden bu kadar pahalı?
- İngilizce, Fransızca, Almanca konuşur o yüzden.
- Lazca biliyor mu?
- Bilmiyor.
Temel papağanın burnuna bakmış.
- Hem de bu burunla... Çok yazık!...