Temel ile Dursun Dursun'un arabasıyla geziyorlarmış. Dursun bir ara demiş ki:
- Ula Temel kafayi uzat ta pir pakiver. Sağ sinyal lambasi yanmayi galiba?
Temel kafayı uzatıp sinyal lambasına bakmış:
- Yanayi, yanmayi, yanayi, yanmayi...
Doktor telefonda hastasına: "Tahliller belli oldu beyefendi." demiş.
- Size bir kötü, bir de daha kötü haberim var.
- Nedir kötü haber?
- Maalesef 1 günlük ömrünüz kaldı.
- Peki daha kötü haber nedir?
- 24 saattir size ulaşmaya çalışıyoruz!!!
Baba öfkeyle bağırıyordu:
- Rezalet! Kepazelik! Okulda iyice sermişsin. Hiç çalışmıyorsun!
- Ama baba, o kadar çok ders yığılıyor ki, başarmak imkânsız.
- Ne demen imkânsız? Ben Türkçede imkânsız diye bir kelime bilmiyorum.
Babasının bu sözü üzerine, oğlu odadan çıktı. Banyodan dişmacunu tüpünü alıp döndü, tüpü masanın üzerine sıkıp boşalttı. Sonra seslendi:
- Haydi bakalım, doldur şimdi bu macunu tüpe!
Temel çok güzel bir kadını gözüne kestirmiş. Kadının peşinde ve bir taraftan da nasıl yatağa atarım diye düşünüyor. Klasik tavlama usüllerinden biri geliyor aklına ve birden kadına dönüp:
- Hadi bize gidelum sağa pul kolleksiyonumu cöstereyim!
Kadın şaşırır fakat bozuntuya vermez:
- Peki ya beğenmezsem!
- O zaman ciyinur cidersun!...
Öğretmen coğrafya dersini sona erdirmişti ki, bir çocuk parmak kaldırarak sordu:
- Sahi, dünyamız günün birinde yok mu olacak, öğretmenim?
- Evet, çocuğum!
Öğrenci bir an düşündü:
- Peki, uçmakta olan uçaklar o zaman nereye inecekler!