Bir gün Temel, Mike Tyson ile ünvan maçına çıkmış. Daha ilk yumrukta Temel nakavt olmuş. Hakem bir, iki, üç dört.. sayarken menejeri Temel'in kulağına:
- Sakın dokuzdan önce kalkma.
Temel hafifden gözlerini aralayarak menejerine:
- Saat kaç?
Doktorun karşısına, iki küçük çocuk gelmiş. Birisi:
- Bir bilye yuttum! Onu çıkarmanızı istiyorum!
Doktor öteki çocuğa sormuş:
- Ya sen ne istiyorsun?
- Onun yuttuğu bilye benim de, bilyemi istiyorum!...
Bir gün babası oğluna sormuş:
- Bu kocaman pastayı yerken kardeşini hiç düşünmedin mi?
Oğlu hemen cevap vermiş:
- Düşünmez olur muyum babacığım. Pastayı yerken kardeşim gelecek diye ödüm koptu!...
Abdülhak Hamit’in evindeki sohbette, konu gençlik ve ihtiyarlıktan açılır. Yaşı geçmiş bir hanım, Abdülhak Hamit’e döner ve:
- Efendim, gönül kocamaz! der.
Abdülhak Hamit cevap verir:
- Kocamaz efendim ama kocamış bir vücut içinde oturmak da istemez!
Türkçe dersinde yaşlıca öğretmen sordu:
- Ben güzelim, dediğim zaman bu hangi zaman formundadır?
- Geçmiş zaman öğretmenim!!!