Hüseyin isminde, köyünde "Deli Hüseyin" olarak da bilinen bir delikanlı evlenir. Düğününde Kur’an, ilâhi ve mevlidler okuyan, vaaz ve nasihatlerde bulunan hoca efendilerin hâli, aralarında konuştukları konular pek bir ilgisini çeker. Hüseyin "Ben de o hocalar gibi olacağım. İlim tahsil edeceğim." deyip daha iki üç aylık evliyken gurbetin yollarına düşer.

Oy ver:
loading
3(139 oy)

Temel inşaat ustasıymış. Bir gün Temel inşaatta çalışırken, iskeleden düşen bir tahta nasıl olduysa Temel'in kulağının kopmasına sebep olmuş. İnşaattaki diğer işçiler apar topar Temel'i ve kopan kulağı kapıp hastaneye koşmuşlar. Doktorlar baygın halde hastaneye gelen Temel'e ilk müdehaleyi yapıp, kopan kulağı da yerine dikmişler.

Temel kendine gelmiş ilk iş kulağını kontrol etmiş. Sargıya alınmış kulağını biraz kontrol ettiklten sonra:

- Ula uşağum haçan pu penum kulağum değildur!

Oy ver:
loading
4(60 oy)

Bir gün iyi giyimli bir adam Vatikan'a gelir. Üzerindeki takım elbisenin çok pahalı olduğu bellidir. Adam Papa ile görüşmek istiyordur. Kendisini kardinale götürürler. Adam ısrar eder:

- Yanlış anlamayın sayın kardinal... Sizinle değil, doğrudan Papa ile ve yalnız görüşmek istiyorum.

Sonunda adamı Papa'nın huzuruna çıkarırlar. Adamın ısrarıyla kardinaller de çıkarılıp adam ve Papa başbaşa bırakılır.

Oy ver:
loading
3.5(5 oy)

1962 yılında Frane Selak isimli, Hırvat bir müzik öğretmeni; Saraybosna'dan Dubrovnik'e giden bir trene bindi. Bu yolcuğun, onu tüm dünyaya tanıtacak olaylar zincirinin ilk halkası olduğundan habersizdi. Selak'ı taşıyan tren raydan çıktı ve donmuş nehre devrildi. Kazada 17 yolcu hayatını kaybederken, Selak kıyıya kadar yüzerek kurtuldu. Selak kazayı sadece kırık bir kol ve çiziklerle atlatmıştı.

Olaydan bir yıl sonra, Selak uçakla Zagreb'den Rijeka'ya yolculuk etmek için uçağa bindi. Gökyüzünde bir anda uçağın kapısı açıldı. Hava sirkülasyonu bazı yolcuları dışarı çekti. Uçaktan fırlayanlar arasında Selak da vardı.

Oy ver:
loading
3.5(244 oy)

Bir zamanlar padişahın biri bir yalan yarışması düzenlenmesini emretti. Ülkenin her yerinden yalan yarışmasına katılanlar; padişahın huzuruna çıkıp inanılması güç, gerçekleşmesi mümkün olmayan bir yalan söyleyeceklerdi. Padişah kimin yalanının gerçekleşmesinin mümkün olmadığına kanaat getirirse onu bir kese altınla ödüllendirecekti.

Ülkenin en usta yalancıları, en usta dolandırıcıları birer birer padişahın huzuruna çıkıp yalan söylemeye başladılar. İçlerinden biri çıkıp:

- Padişahım ben ta gökyüzüne uzanan bir merdiven kurdum! dedi.

Oy ver:
loading
3.5(204 oy)

Sayfalar