Fıkralar

Fıkra; çeşitli ortamlarda, gülme-güldürme amaçlı anlatılan, kısa hikalerdir.

Okula yeni başlayan Emre'ye, teyzesi harçlık verir. Emre hiçbir şey söylemeden parayı cebine atınca, annesi:

- Oğlum, teyzen sana para verdi... Ona bir şey demeyecek misin? Hani baban bana para verince ben ne diyordum?

Emre suratını asarak:

- Hepsi bu kadarcık mı?

Oy ver:
loading
3.5(15 oy)

Çocuklar oturmuş birbirlerine babalarının ne kadar "hızlı" olduğunu anlatıyorlarmış. Birinci çocuk:

- Benim babam; ok attıktan sonra koşup hedefe oktan önce varıyor, demiş.

İkinci çocuk:

- Benim babam; tabancasını ateşliyor ve hedefe kursundan önce yetişiyor, diye böbürlenmiş.

"O da bir şey mi?" demiş üçüncü çocuk:

- Benim babam; devlet hastahanesinde doktor... Mesai 5'de bitiyor benim babam 3:30'da eve geliyor!...

Oy ver:
loading
3.5(10 oy)

Hasta, doktora derdini anlattı:

- Sabahları bir türlü yataktan kalkamıyorum. Canım hiç çalışmak istemiyor.

- Şikayetiniz bunlar mı?

- Evet.

- Bunun adı, tembellik.

- Biliyorum, doktor. Ama patronuma hastayım demek için bunun Latince bir adı yok mu?

Oy ver:
loading
4(7 oy)

Hastanenin çocuk hastalıkları servisine yeni tayin olan genç hemşireye, servis
şefi olan doktor sordu:

- Çocuk sever misiniz?

Hemşire yavaş sesle:

- Severim doktor bey. Ama biz yine de önlem alsak daha iyi olur!...

Oy ver:
loading
0(0 oy)

Askerde İstanbul'lu bir arkadaş acemiliği tamamlamış, kura çekiyor... Elini torbaya daldırmış, bir kağıt seçmiş. Komutan: "Bu mu oğlum?". Asker: "Hayır komutanım; ben Sarıyer'liyim ve Sarıyer Orduevi'ni istiyorum. İçime doğdu bu kura İstanbul ama Sarıyer değil!" demiş ve kağıdı açmadan torbaya atmış. Karıştırmış, karıştırmış ve bir kağıt çıkartmış. Komutan:

- Evladım bu mudur?

Oy ver:
loading
4.5(8 oy)

Sayfalar