Fıkra; çeşitli ortamlarda, gülme-güldürme amaçlı anlatılan, kısa hikalerdir.
Bayan profesör, solunum olayını sormak amacıyla; sigarasından bir nefes çekip ögrencisinin yüzüne üfledi:
- Söyle bakalım, bu nedir?
- Terbiyesizliktir efendim!...
Baba öfkeyle bağırıyordu:
- Rezalet! Kepazelik! Okulda iyice sermişsin. Hiç çalışmıyorsun!
- Ama baba, o kadar çok ders yığılıyor ki, başarmak imkânsız.
- Ne demen imkânsız? Ben Türkçede imkânsız diye bir kelime bilmiyorum.
Babasının bu sözü üzerine, oğlu odadan çıktı. Banyodan dişmacunu tüpünü alıp döndü, tüpü masanın üzerine sıkıp boşalttı. Sonra seslendi:
- Haydi bakalım, doldur şimdi bu macunu tüpe!
Adam geç saatte zil zurna sarhoş eve geldi. Karısı uyuyordu. Tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra karısının yanına geldi vekadını uyandırdı.
- Karıcığım!
- Ne var?
- Sen ne mükemmel bir kadınsın be, bir tanesin.
- Ne oldu gene?
- Ne olacak tuvaletimize o otomatik lambayı ne zaman taktırdın? Harika olmuş.
- Ne diyorsun sen ne lambası?
-Vallahi ne bileyim hayatım, tuvaletin kapısını açınca ışık yanıyor kapatınca sönüyor.
Bunu duyan kadın öfkeyle yerinden fırladı:
Adam kasabada ne kadar sevilse de, her nedense çok içiyormuş. Bir gün arkadaşlarından biri vaz geçirmek için:
- Bak sen burada sevilen bir adamsın bu kadar içmesen bu kasabaya belediye başkanı bile olabilirsin!
Adam:
- O da bir şey mi? Ben içince başbakan bile oluyorum!...
Öğretmen sormuş:
- Hangi ayda yirmi sekiz gün var?
Soner cevap vermiş:
- Hepsinde hocam.