Fıkralar

Fıkra; çeşitli ortamlarda, gülme-güldürme amaçlı anlatılan, kısa hikalerdir.

Temel, her gün sınır kapısından, selesinde kum dolu bir bisikletle geçiyormuş. Gümrük memuru da her gün, Temel'in üzerini ve bisikletin selesindeki kumu didik didik arıyormuş: çünkü Temel'in kaçakçılık yaptığına eminmiş. Bu yıllarca devam etmiş Temel yaşlanmış sınırdan geçmez olmuş, gümrük memuru emekli olmuş. Gümrük memuru dayanamayıp birgün kahvehanede Temel'in yanına gidip sormuş:

- Yıllarca gümrükten bir şeyler kaçırdığına eminim ama hiç yakalayamadım, söylesene sen sınırdan ne kaçırıyordun kuzum?

Temel mahçup bir halde kısık sesle cevap vermiş:

- Bisiklet!!!

Oy ver:
loading
4.5(4 oy)

Huzurevinin bahçesinde iki tonton yaşlı adam bir banka oturmuş laflıyorlar:

- Aaah... Ah! yaş oldu 73, elim ayağım tutmuyor, her tarafım ağrıyor. Benle aynı yaşta değil misin ya sen kendini nasıl hissediyorsun?

- Yeni doğmuş bir bebek gibi!

- Aa? Nasıl yani?

- Kafada saç yok, ağızda diş yok, galiba az önce de altıma yaptım!...

Oy ver:
loading
3.5(6 oy)

Komutan emir erini çağırmış:

- Oğlum bana hemen bir lazer yazıcı getir, demiş.

Er hemen çıkmış, 1-2 dakika içinde, yanında bir askerle geri gelmiş:

- Buyurun komutanım!

Komutan:

- Oğlum bu ne?

Emir eri:

- Komutanım; bu arkadaş lazdır, erdir ve de yazıcıdır.

Komutan:

- Ulan Allah'tan scanner getir dememişiz!...

Oy ver:
loading
5(10 oy)

Karı koca sinema dönüşü bir bara gitmişler. Masaya oturur oturmaz kadının gözü barda tek başına içen adama ilişmiş. Biraz dikkatlice bakınca: "Aaa o!" deyivermiş. Kocası meraklanmış...

- Kim o?

- Seninle evlenmeden önce çıktığım çocuk. Biliyor musun ayrılırken onu burda bırakmıştım. Demek 7 yıldır aynı yerde içiyor...

Kocası başını sallamış:

- Onu anlıyorum, ama bir olay bu kadar uzun zaman kutlanmaz ki!...

Oy ver:
loading
3.5(2 oy)

Nasrettin Hoca bir gün köyden şehre giderken yorulmuş tarlanın kenarındaki ceviz ağacının altında dinleneyim demiş. Şöyle bir etrafına bakınıp ağacın altına uzanmış. Ve şöyle düşünmüş:

- Ey Allah'ım gücüne sual olmaz amma, incecik kabak sapında kocaman kabak var, koskocaman ağaçta küçücük ceviz var, bu nasıl iş? deyip uykuya dalmış.

Ağaçtan bir ceviz hocanın kafasına düşüvermiş. Ve kafada ceviz büyüklüğünde bir şiş olmuş. Hoca hiddetle uyanmış ve:

- Yarabbi sen en iyisini bilirsin! demiş. Şimdi o kabak ağaçta olsaydı benim halim ne olurdu?

Oy ver:
loading
3.5(24 oy)

Sayfalar