Fıkralar

Fıkra; çeşitli ortamlarda, gülme-güldürme amaçlı anlatılan, kısa hikalerdir.

Başhekim, akıl hastanesinin bahçesinde dolaşıyordu, bir ara baktı, bir kalabalık gözüne çarpmıştı. Hemen oraya seğirtti. Deliler bir halka oluşturmuş, ortada dönüp konuşan birini dinliyorlardı:

- Papendreu seçimleri kaybetti. Hastaneye kaldırıldı. Bulgar zulmü devam ediyor. Zorla yollanan soydaşlarımızın sayısı seksen bine ulaştı. Federasyon kupasını Beşiktaş kazandı.

Başhekim bu işten hoşlanmış:

- Ne yapıyorlar bunlar böyle? diye sormuş.

- Efendim, demişler... Ortadaki deli kendinin gazete olduğunu sanıyor, haberleri bildiriyor.

Oy ver:
loading
3(8 oy)

İki Alman; Karl ve Hans, Türkler'in neden bu kadar rakıya düşkün olduklarını ve içerken ne hissettiklerini merak etmektedirler. Konuyu araştırmak için İstanbul'a gelirler. Bir meyhane seçerek içeri girerler. Acemice etrafa bakındıktan sonra bir masaya oturarak yan masadakilerin söylediklerinin aynısını sipariş edip başlarlar mezeler eşliğinde içmeye... İlk kadehler bittikten sonra Hans, Karl'a sorar:

- Ne hissediyorsun?

- Daha bir şey anlamadım. Devam edelim.

İkinci kadehten sonra Karl, Hans'a:

- Nasıl gidiyor. Değişiklik var mı?

Oy ver:
loading
2.5(3 oy)

Timurlenk, Akşehir de karargah kurulunca şehir halkı adına, Nasrettin Hoca ile eşraftan iki zat hatır sormaya gittiler. Kahveler içilip sohbet edildikten sonra, Timur sormuş:

- Karargahımı nasıl buldunuz?

Beylerden biri cevap vermiş:

- Çok güzel ama fena bir koku var!

Timur fena halde kızmış, yanındakilere emir vermiş:

- Alın şu adamı, boynunu vurun!

Ve öteki beye dönmüş:

- Koku var mı?

Adam korkusundan:

- Ne münasebet efendimiz, misk-ü amber kokuyor, deyince Timur gene kızmış:

Oy ver:
loading
4.5(11 oy)

Çinli'nin biri kasaba pazarına gidecekmiş. Yol da az buz değil... Köylüleriyle, ailesiyle vedalaşmış, siparişlerini almış yola düşmüş. Günlerce yürüyüp kasabaya varmış. İşini görmüş, eşin dostun, evdekilerin siparişlerini almış. Dönmeye hazırlanırken, bir aynacı tezgahındaki aynaları görmüş. Aklına genç karısı gelmiş. Köyde hiç ayna olmadığını, bu hediyenin onu mutlu edeceğini düşünerek, bir ayna almış. Eve döner dönmez, hayatında ilk defa ayna gören karısına keyifle vermiş hediyesini. Kadın, aynayı eline almasıyla, çığlığı basıp, iki gözü iki çeşme, fırlayıp kaçmış evden.

Oy ver:
loading
5(2 oy)

Kırmızı başlıklı kız ormanda yaşayan büyükannesine kurabiye götürüyormuş. Yolda bir ağacın arkasında kurdun kuyruğunu görmüş:

- Koca kurt seni gördüm! Koca kurt seni gördüm! diye bağırmış.

Kurt hışımla Kırmızı Başlıklı Kız'ın yanına gelmiş:

- Neremi gördün? demiş.

Kırmızı Başlıklı Kız:

- Ağacın arkasında saklanıyordun ama kuyruğun görünüyordu koca kurt, demiş.

Sonra kurt sinirlenip uzaklaşmış. Kırmızı Başlıklı Kız da yoluna devam etmiş. Derken Kırmızı Başlıklı Kız bu kez daha büyük bir ağacın arkasındaki kurdun patilerini farketmiş:

Oy ver:
loading
3.5(6 oy)

Sayfalar