Bir fil bir karınca topluluğunun üstünden geçmiş. Karıncaların yarısı ölmüş, bazıları yaralanmış. Sağ kalanlardan biri üzgün üzgün file bakarken üstünde gezinen bir karınca görmüş ve:
- Ez onu ez, ez! diye bağırmış…
Bir gün bir baba, bir de oğul yamyam ormana insan avlamaya gitmişler. Ormanda kadın yakalamışlar. Çocuk hemen babasına sormuş:
- Baba burada pişirelim mi?
Babası da:
- Dur oğlum, demiş. Ne yapıyorsun? Bunu eve götürelim anneni yeriz!...
Avukat, müvekkiline telgraf çekti:
- Başınız sağolsun! Karınızın gömülmesini mi; mumyalanmasını mı; yoksa yakılmasını mı istiyorsunuz?
Ertesi gün cevap geldi:
- Emin olmak için üçünü de yapın!...
Öğretmen Acar'a sordu:
- Kamburu olan hayvana ne nedir?
- Deve öğretmenim.
- Aferin!... İki kamburu olan hayvana ne denir?
- Hacin devesi öğretmenim.
- Peki... Üç kamburu olan hayvana ne denir?
- Kamburu olan hacin devesi, öğretmenim!...
Nasrettin Hoca evinin önüne oturmuş çocukları izlerken komşusu gelmiş.
- Hocam! demiş. Başım çok ağrıyor, acaba sende hap var mı?
- Hapa ne gerek var? demiş Hoca. Benim de geçenlerde dişim ağrıyordu çektirdim! Sen de başını çektirsene!