Bir sünnetçi dükkanının vitrinine şemsiye koymuş. Bu durum sünnetçinin bir arkadaşını çok meraklandırmış. Adam gelip sünnetçi arkadaşına sormuş:
- Azizim sünnetçi vitrininde şemsiyenin işi ne?
Sünnetçi gayet sakin cevap vermiş:
- Ne koysaydım?!.
Yeni erler eğitim görüyordu. Ders veren üsteğmen, karadenizli bir ere insan iskeletini göstererek ne olduğunu sordu? Er:
- İnsan kılçığıdır komutanım!
Bir Fransız, bir Amerikalı, bir Alman ve bir Türk, deniz kazası sonucunda ıssız bir adaya düşmüşlerdi. Bir hafta sonra Fransız konuştu:
- Ben yokken şimdi sevgilim kaç kez evime gelmiş, beni çok merak etmiştir.
Amerikalı atıldı:
- Ben yokken bütün medya gelmiş, beni arıyordur mutlaka!
Alman:
- Ben yokken patronum, yeni projeler için beni aramıştır mutlaka!
Ve Türk:
- Ben yokken kimbilir ne zamlar, ne vergiler gelmiştir!!!
Köylüler Hoca'ya yaşını sorarlar. Hoca "Kırk" diye yanıtlar. Köylüler on sene sonra aynı soruyu sorup yine "Kırk" cevabını alınca:
- E hocam, on yıl önce de kırk yaşında olduğunu söylemiştin! demişler.
Hoca hiç bozmadan:
- Evladım, ben ne bileyim on sene öncesini!...
Kadın kocasına sormuş:
- Benim neremi beğenmiyorsun? Güzel yüzümü mü, yoksa seksi vücudumu mu?
Adam karısını başından ayaklarına kadar süzmüş ve cevaplamış:
- Devamlı espri yapmanı!...