gaf

Temel İstanbul'a gitmiş. Burada İstanbul'lu bir kızla arkadaşlık etmeye başlamış. Bir gün beraber dolaşırlarken kız, yerdeki bir muz kabuğunu görmemiş ve üzerine basmış. Dengesini kaybetmiş fakat refleksle ani bir hareket yapmış. Bu sırada karşıdan gelen Temel istemeden de olsa kızın iç çamaşırı giymediğini görmüş. Kız zar zor dengesini sağlayıp, son anda yere düşmekten kurtulmuş.

Kız hem neredeyse yere düşecek olmaktan hem de Temel'in iç çamaşırı giymediğini görmesinden çok utanmış. Bozuntuya vermemek için Temel'e sormuş:

Oy ver:
loading
3.5(7 oy)

Üniversite son sınıf öğrencisi yazılı sınavından kalınca doğru hocasına gider:

- Siz sınıfta bırakarak hayata atılmamı önlüyor ve beni cezalandırıyorsunuz. İşin bu yanını hiç düşündünüz mü?

- Tabii düşündüm. Hocanın görevi bilgiyi ölçmek, yeterli olmayanı sınıfta bırakmak değil mi?

- İyi. O zaman size bir teklifim var. Bir soru da ben size soracağım. Doğru cevabı verirseniz, ben kötü notumu kabul edip sınavdan kalacağım. Bilemezseniz, notumu düzeltecek ve sınavı geçmemi sağlayacaksınız.

Hocanın kendine güveni tamdır, teklifi kabul eder. Ve öğrenci sorar:

Oy ver:
loading
3.5(10 oy)

Sarışın ile esmer köşeyi kolay dönmek için banka soymaya karar vermişler... Esmer bütün gece oturup plan yapmış... Sabah masanın üzerine kağıtları sermiş, soygunu tüm ayrıntıları ile sarışına anlatmış.

- İyi anladın değil mi? diye sormuş. Burası küçük bir semt bankası. Bir tek güvenlik görevlisi var işi üç dakikada bitirirsin, ben seni arabada bekleyeceğim.

Oy ver:
loading
4.5(3 oy)

Adam bara girer ve yalnız bir bayanı gözüne kestirip yanına yanaşır. Aralarında bir sıcaklık doğar ve soluğu kadının evinde alırlar. Ateşli bir aşktan sonra adam, yatağın yanında duran bir erkek fotoğrafı görür. Bu sırada kulağı ile meşgul olan kadına sorar:

- Bu adam kim? Kocan mı?

Kadın; "Hayır" diye cevap verir cilve yaparak ve kaldığı yerden adam ile uğraşmaya devam eder. Adamın kafasına takılmıştır bir kere... Tekrar sorar:

- Yoksa erkek arkadaşın veya nişanlın mı?

Oy ver:
loading
5(2 oy)

Küçük bir papağanın onbeş altına satıldığını gören Nasreddin Hoca, bir koşuda evine gidip kümesteki hindisini tutmuş. Apar topar pazara götürüp başlamış bağırmaya:

- Satılık hindii.... Satılık hindii.... Yirmi altına satılık hindi!

Şaşırmış pazardakiler.

- Yahu hocam, demişler. Bir hindinin yirmi altın ettiği nerede görülmüş.

- Ne olmuş? diye çıkışmış Hoca. Demin bir kuşu onbeş altına sattılar.

- Ama o papağandı, demişler. Tıpkı insan gibi konuşuyor o.

- Olsun! demiş Nasreddin Hoca. O konuşuyorsa bu da düşünür!...

Oy ver:
loading
3(18 oy)

Sayfalar