gaf

Gariban bir köylü şehre inmiş. Dolaşırken, içerisi görünen cam duvarlı bir ofisin içinde; karşılıklı oturmuş konuşan iki kişi görmüş. İçerde bu iki kişi, bir masa ve üç dört koltuktan başka hiçbir şey yokmuş. Köylü; mağazalarla dolu caddede bulunan bu ofisin ne olduğunu merak etmiş. İçeri girip sormuş:

- Selamünaleyküm ağalar. Kusura kalmayın. Ben ağrı dışardan gördüm de merak ettim; acaba burada ne satıyorsunuz?

Oy ver:
loading
3.5(3 oy)

Mehmet bey bir gün arabasıyla işten çıkmış hanımı ve kayın validesini gezmeden almak üzere hareket eder. Ankara trafiğinde malum ışıklarda beklerken bir anda bir travesti; arabanın kapısını açıp, ön koltuğa oturur. Mehmet bey de şaşırır ve travestiye mesaide olmadığını anlatmaya çalışıp, travestiyi yaka paça arabadan atar.

Oy ver:
loading
3(22 oy)

İki arkadaş birlikte dolaşırlarken biri, karşıdan gelen iki kadın görüp telaşlanmış:

- Eyvah karım ile metresim bu tarafa doğru geliyor.

Kadınları görünce ikinci de telaşlanmış:

- Yanlışın var dostum... Onlar benim karım ile metresim!...

Oy ver:
loading
3.5(62 oy)

Lokantada bir adam garsona seslenmiş; "Bana bir pilav... Üzerine de et!" Temel biraç masa geride kedi kendine cık cık yapmış; "Ula garson" demiş. "Pana ta pilav ama üzerune etma!..."

Oy ver:
loading
4(344 oy)

Ahmet Bey 97'sinde. Hüseyin Bey ise 92'sine erişmiş. Yıllardır dostlukları devam etmekte. Bir gün Ahmet Bey, Hüseyin Bey'in evinde yemeğe davet edilmiş. Dikkatini çekmiş, Huseyin Bey karısına hitap ederken; gülüm, hayatım, balım, tatlım, şekerim, sevgilim, ruhum... gibi laflar kulanıyor. Bir ara karısı mutfaktayken yine:

- Bir tanem, nerelerdesin, yemeğin soğuyacak! demiş.

Ahmet Bey dayanamamış:

- Yahu dikkat ediyorum, karına ne iltifatlı laflar ediyorsun. ballar, şekerler... Bunca seneden sonra olacak şey değil, bravo sana! demiş.

Oy ver:
loading
1(2 oy)

Sayfalar