İstanbul

Günün birinde İstanbul'da sarışının biri hayattan o kadar bezmiş ki; kendini boğazın soğuk sularına bırakarak hayatına son vermeye karar vermiş. Boğaziçi Köprüsü'nden geçerken arabasını durdurmuş, bariyerlere çıkmış ve titreyerek az sonra kendisini bu çekilmez hayattan kurtaracak olan sulara baka baka ağlarken... Yanına genç ve yakışıklı bir adam gelmiş. Adam sormuş:

- Sizin gibi güzel bir bayan neden intihar etmek istiyor olabilir ki?

Sarışın; çevresindeki herkesin onunla aptal diyerek alay ettiğini, sürekli aşağılandığını, artık bu duruma katlanamadığını anlatmış.

Adam ona acımış ve sarışının ellerini tutup:

Oy ver:
loading
4.5(4 oy)

Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Belediye Başkanlığı zamanında fırınları geziyormuş. Kendisine, ağzı oldukça bozuk bir fırıncı pasta ikram etmiş. Fahrettin Bey, şöyle bir tadına bakmış ve sormuş:

- Hımmm! Çok güzelmiş, ne kattın buna?

Fırıncı gülümseyerek yanıtlamış:

- Sana koydum efendim!

Fahrettin Bey, bu söz üzerine pastadan bir lokma daha almış ve devam etmiş:

- Ben de bütün fırıncılara söyleyeyim de, bundan sonra onlar da sana koysunlar!...

Oy ver:
loading
4(10 oy)

Genç bir taşralı öğrenci İstanbul'a hukuk öğrenimi için gelmişti. Fakat büyük şehrin kızları aklını başından alınca, bu güzel kızlar üzerinde ihtisas yapmayı tercih etti. Öğretim yılının sonuna doğru babası oğlunu ziyarete geldi ve bu arada beraberce şehri dolaşmaya çıktılar. Bir aralık Beyazıt'ta dolaşırken geniş bir bahçeye girdiler. Karşılarındaki büyük binayı gösteren baba, oğluna sordu:

- Bu ne yavrum? Hastahane mi?

"Ben de bilmiyorum!" diye cevap veren delikanlı, o sırada yanlarından geçen bir gence dönüp sordu:

- Afedersiniz, bu ne binasıdır?

Oy ver:
loading
3.5(3 oy)

Temel'le oğlu Trabzon'dan İstanbul'a gezmeye gelmişler. Gezerken oğlu Topkapı Sarayı'nı görmüş ve: "Baba bunu kim yaptı?" demiş. Temel oğluna: "Bilmiyorum" demiş. Kısa zaman sonra Kız Kulesi'ni görmüş: "Baba bunu kim yaptı?" demiş. Temel yine sabırla bilmiyorum demiş. Oğlu en son Dolmabahçe Sarayı'nı göstererek: "Baba bunu kim yaptı?" demiş. Temel bilmiyorum demiş. Oğlu:

- Baba seni sorularımla sıkmıyorum değil mi? demiş.

Temel ise oğluna dönerek:

- Yok evladım, demiş. Sor sor da; cahil kalma!...

Oy ver:
loading
3.5(4 oy)

Erzurum'lunun biri İstanbul'a çalışmaya gider. Erzurum'a dönünce karısına; İstanbul'lu hanımların, akşam eve dönen kocalarını kapıda nasıl karşıladıklarını, "Hoş geldin kocacığım. Üşümüşsün. Yorulmuşsun." gibi nazik laflar ettiklerini anlatmış. Belli ki; o da karısının kendisini öyle karşılamasını istiyor. Akşam eve gelmiş... Kar, tipi, soğuk... Karısı kapıyı açmış:

- Uy kocacığım! İt gibi titriyirsin...

Oy ver:
loading
3.5(18 oy)

Sayfalar